Header Ads

İyi günde, kötü günde evlilik…

Reklam

Evlilikte hayal kırıklıkları, mutsuzluk, çaresizlik, kızgınlık ve çatışma yaşamamak için evliliği anlamak önemli bir adım…

Bazı çiftler evlilikte istedikleri, hayal ettikleri mutluluğu yaşarken bazı çiftler çaresizlik, kızgınlık ve çatışmalar yaşıyor. Evlilik bir bulmaca gibi görünse de yakından bakıldığında evliliğin her döneminde belli değişim ve gelişimler yaşandığı görülüyor.

Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti Fadime Yaslan, evliliği başlangıcından, ileriki yaşlara kadar olan döneme kadar inceliyor ve evlilik bulmacasını çözmemize yardımcı oluyor:

Her çağda insanoğlunun mutluluk hayali, 
*Her genç kızın,
*Her genç erkeğin,
*Her ebeveynin,
*Herkesin heyecanla, daha mutlu bir yaşam umuduyla beklediği gün, an,
*Tüm yakınların ve davetlilerin nefeslerini tutarak şahitlik ettiği bir mutluluk tablosu,
*En kararlı ve en mutlu tonda söylenen iki evet,
*İyi günde kötü günde birbirinin yanında olma, birbirini sevme, mutlu etme, hayatı paylaşma vaadi ve tereddütsüz atılan imzalar…

İşte o imzalar, belki de hayatta ilk ve son kez yükümlülükleri yazılı olarak belirlenmemiş gizli bir kontratın altına imzalardır. 

Aslında çiftlerden her ikisinin de hayalinde yükümlülükleri belirlenmiş bir kontrat vardır ve her ikisi de aynı şeyleri düşündüklerini zannederler.

Aile terapisi kuramlarında buna “Evlilik Kontratı” adı veriliyor.

İyi günde, kötü günde evlilik… 

Evlilik, bazı çiftlere istedikleri, bekledikleri ve hayal ettikleri mutluluğu bahşediyor. Ama bazı çiftler için o kadar bonkör davranmıyor, günden güne hayal kırıklıkları, çaresizlikler, kızgınlıklar, çatışmalar yaşanıyor.

Çiftlerin birbirlerini sevmelerine ve evliliklerini yürütmek istemelerine rağmen evliliğin bazı dönemlerinde sıkıntılar kaçınılmaz oluyor. Çünkü evlilik; sürekli gelişim ve değişim içinde olan dinamik bir sistem. Kendine özgü bir gelişim seyri var.

Her gelişimsel değişim dönemi aile yaşamında bir kriz dönemi olabiliyor, aile içindeki denge bozulabiliyor ve boşanmalara kadar giden çatışmalar yaşanabiliyor.

Öte yanda değişim dönemlerinde yaşanan çatışmalar aile için gelişimsel fırsatlar da barındırabiliyor. İşte bu dönemin bir gelişim fırsatı ya da dağılma süreci olması, ailenin neler yaşadığına dair bilinci ve öngörüsü ile sahip olduğu çatışma çözme becerilerinin olumlu ve etkin olup olmamasına göre belirleniyor.

Evliliğin altı evresi

Evliliğin altı gelişim evresi ve her evrede çiftlerin gerçekleştirmesi gereken bazı gelişimsel ödevleri vardır.

1. Çocuğa kadar olan dönem 
Evliliğin ilk gelişimsel dönemi, birlikte yaşamın ilk gününden ilk çocuğun doğumuna kadar süren dönemdir. Çiftlerin bu dönemde başarması gereken ödevleri; ilk aileden duygusal ve fiziksel kopuşu başarmak, aralarında duygusal ve fiziksel yakınlığı geliştirmek, yeni kurulan çekirdek ailenin sınırlarını belirleyerek bağımsızlaşmasını sağlamak ve “evlilik kontratı”nı (birlikte yaşam kuralları) oluşturmaktır.

2. Çocuğun doğumu ve anne-baba rollerinin alındığı dönem
İkinci dönem ilk çocuğun doğumu ve çiftlerin anne-baba rollerini edindikleri dönemdir. Yeni rollerin çiftlere yüklediği yeni görev ve sorumluluklar vardır. Bu dönemde başarılması gereken eş rolü ile anne-baba rolü arasındaki dengeyi korumaktır. Genellikle bu dönemde çiftler, azalan enerjiyle baş etme, çocuğa yönelen eşler arasında uzaklaşma ve dışlanma duygusu, bireysel alanın daralması, üçlü-dörtlü yaşama uyum ve çift ilişkisini koruma güçlükleri yaşarlar.

3. Çocukların bireysel ve sosyal olduğu dönem
Üçüncü dönem çocukların bireyselleşmesi ve sosyalleşmesi dönemidir. Çocukların bireysel ve gelişimsel özelliklerine göre aile dinamikleri değişime uğrar, aile içinde koalisyonlar oluşur. Çocukların okula başlaması ile aile okul, arkadaş, çevre gibi yeni sistemlerle ilişkiye geçer ve yeni sistemlerin kurallarıyla değişime zorlanabilir. Farklı ebeveynlik tutumları eş ilişkisinde çatışmalara veya uyumsuzluklara neden olabilir. Ebeveynler bu dönemde çocukların bireyselleşmesine, sosyalleşmesine ve eğitimine destek vermek gibi ebeveynlik görevlerini yerine getirirken kendi içlerinde de ebeveynlik ve iş yaşamındaki kariyerleri arasında rol çatışması yaşarlar.

4. Çocukların ergenlik, eşlerin orta yaş dönemi
Dördüncü dönem, çocukların ergenlik dönemine, eşlerin de orta yaş dönemine girdikleri dönemdir. Bu dönemde ergenler aile yaşamına ve kararlarına daha etkin katılım gösterirler, bağımsızlaşmak isterler ve aile içindeki rolleri değiştirmeye ve aile hiyerarşisini zorlamaya başlarlar. Aile içindeki denge bozulur.

5. Çocukların evden ayrıldığı ve yeni rollerin alındığı dönem
Beşinci dönem, çocukların evden ayrılışı, ayrılık seremonisi oluşturma, çift ilişkisine yeni anlam bulma, aileye yeni üyelerin kabulü ve kayınpeder, kaynana, büyükanne-büyükbaba rollerine uyum dönemidir.

6. Emeklilik ve yalnızlık dönemi
Altıncı dönem, emeklilik, emeklilikle gelen sosyal, ekonomik, fiziksel ve statü kaybına uyum, eş ölümü, yalnız yaşama uyum ve yasla baş etme dönemidir.

Her yeni dönem değişim gerektirir

Her evre, aile içinde belirlenen kurallarla kendi içinde bir denge ve istikrar oluşturur. Oluşturulan bu denge ve istikrar yeni bir gelişimsel dönemle bozulur. Her yeni dönem, aile yaşamını belirleyen kuralların yenilenmesiyle yeni bir düzenleme gerektirir.

Yeni dönemlerdeki değişimleri gerçekleştirebilen, aile dengesini ve istikrarını yenileyebilen ailelerde çatışmalar, hem aile üyelerinin bireysel gelişimleri hem de ailenin gelişimi için önemli işlevleri gerçekleştirme fırsatı yaratabilirler.

Yeni dönemlerde aile kurallarını değiştirmekte zorlanan veya değişime açık olmayan ailelerde çatışmalar kaçınılmaz olur. Bu çatışmalar, evliliğin ilk günlerindeki mutluluk hayallerini sabote eden kriz dönemlerine dönüşebilir ve ailenin dağılmasına neden olabilir. Kriz dönemlerinin aşılmasında alınacak profesyonel yardım (aile terapisi) aileyi dağılmaktan kurtarabilir.

Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti Fadime Yaslan

Hiç yorum yok

Diyet | Kadınca | İlişkiler | Spor | Sağlık | Güzellik | Yaşam | Moda | Cinsel Sağlık | Haber | Evlilik
Önizleme