Header Ads

Kalp mi Aşık Olur, Yoksa Beyin mi?

Reklam

Dünya litarütüründe tüm zamanları ve kültürleri aşan tek tema bulabilirsiniz: Aşk... Yapılan bir araştırmaya göre aşık olmak düşündüğünüzden daha bilimsel olabilir.

Shakespeare ya da Rumi okuduğunuzda aşkın dikkate değer bir benzerlikle tarif edildiğini görürsünüz. Bilim insanları ise bu yüzyılda romantik aşkın beynin aktivasyonlarında eşşiz bir model temsil ettiğini söylüyorlar.

Psikoloji İstanbul Danışmanlık Merkezi'nden Uzman Psikolog Birgül Geyimci'nın verdiği bilgilere göre, Syracuse Üniversitesi'nde profesör olarak çalışan Stephanie Ortigue tarafından 2010 yılında yapılan bir meta-analiz çalışması dünya çapında ilgi görmüştür. Çalışma Cinsel Tıp dergisinde yayınlanmıştır. “The Neuroimaging of Love” adlı çığır açan çalışmaya göre aşık olmak sadece kokain kullanmanın yol açtığı gibi öforik duyguları ortaya çıkarmakla kalmıyor aynı zamanda beynin entellektüel alanlarını da etkiliyor. Çalışma ayrıca aşık olmanın yaklaşık olarak saniyenin beşte birini aldığını ortaya koymuştur.

Ortigue’nin ekibindeki araştırmacılar, aşık olmanın beyindeki dopamin (Beyine kendini iyi hissettiren hormon. Dopamin kişiye, çoşku ve sevinç veren bir hormondur), oksitosin (Aşk hormonu. Bu hormun, bebek emziren bayanlarda, emzirme esnasında oldukca fazla salgılanarak çocukla anne arasında kuvvetli bir yakınlaşmayı sağlar), adrenalin ve vasopressin (Hayvanlarla yapılan araştırmada, vasopressin hormonunun, erkek fareleri dişi farelere bağlamada etkili rol oynadığı bulunmuştur) gibi keyif verici kimyasalları serbest bıraktığını gördüler. Aşkın böylece zihinsel temsil, metafor ve beden algısı gibi gelişmiş bilişsel işlevleri etkilemekte olduğu görüldü.

Hileli Bir Soru mu?

Bulgular şu soruyu gündeme getirdi: Kalp mi aşık olur yoksa beyin mi?

Bunun hileli bir soru olduğunu söyleyen Ortigue, “Cevabın beyin olduğunu söyleyebilirim, ancak kalp de bununla ilişkili, beyinden kalbe ve kalpden beyine aşağıdan yukarıya ve yukarıdan aşağıya doğru proses oluşturan sevgi, karmaşık bir kavramdır. Örneğin kalbin bir tezahürü olarak hissettiğimiz bazı belirtiler beyinden geliyor olabilir“ diyor.

Diğer araştırmacılar da sinir büyüme faktörlerindeki kan düzeylerinde artış olduğunu gördüler. Bulunan bu seviyelerin aşık olan çiftlerde anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Ortigue’ye göre bu sonuçlar aşkın bilimsel bir temeli olduğunu onaylamaktadır.

Bulguların nöroloji ve ruh sağlığı araştırmalarına da önemli etkisi olduğu söylenmekte çünkü aşkın tükenmesi ya da karşılanmaması durumu duygusal stres ya da depresyona neden olabilir. Ortigue’ye göre aşk tarafından uyarılan beyin bölümlerinin belirlenmesi doktorların ve terapistlerin hastalarının aşk acılarını anlamasına ve yeni terapi yöntemlerini geliştirmelerine yardımcı olabileceğini söylemekte.

Tutkulu Aşk Beyni Ödüllendiriyor!

Çalışma aynı zamanda aşk ile ilgili beynin farklı bölgelerini de göstermekte. Örneğin anne ve çocuk arasındaki gibi koşulsuz sevgi beynin orta bölümü de dahil olmak üzere beynin ortak ve farklı bölgelerini de etkiliyor.

Tutkulu aşkın, beynin ödül bülümü ve bilişsel bölümündeki üst düzey bilişsel fonksiyonlara yol açtığı görülüyor.

Buna ek olarak aşktaki duygusal işlemleme ve ödül ağlarının cinsellikle ilgili yanıtları bulmada önemli bir rol oynadığı görülmüştür. Araştırmacılar bulguların, cinsel tedavi ve çift terapisi ile ilgili araştırmalara da katkısı olacağını söylemektedirler.

Hiç yorum yok

Diyet | Kadınca | İlişkiler | Spor | Sağlık | Güzellik | Yaşam | Moda | Cinsel Sağlık | Haber | Evlilik
Önizleme