Header Ads

Evlilikle ilgili söylenen yalanlar

Reklam

Evlilik, yaşamadıkça pek bilinebilecek bir şey değil. Evli olmakla ilgili gerçek olan tek efsane şudur: Ne kadar uzun süredir evli olursanız olun, çöpü hanginizin çıkaracağı konusunda asla fikir birliğine varmayacaksınız...

Mutlu çiftler kavga etmezler
Öyle de bir ederler ki! Çünkü etmezlerse hangi konularda anlaşabileceklerini asla bulamazlar. Hem herkes için dik durulacak, herkesin asla vazgeçmeyeceği ve sınırlarını zorlamayacağı durumlar vardır, karşı taraf tartışma olmazsa bunları nereden bilecek. Tartışmak iyi bir iletişim yöntemidir, üstelik de karşı tarafın size saygı duymasını sağlar. Biriyle sürekli aynı fikirde olamazsınız çünkü, kavga da sizin de fikirleriniz olduğunu ve onları savunmaya niyetiniz olduğunu gösterir.

Doğru insanla evlenebilirsem, hep aşık oluruz.
Biraz örneklemle, bunun doğru olamayacağını açıklamaya çalışalım. Hani şu bayılarak aldığınız ve gözünüz gibi baktığınız ayakkabılar var ya. Aylar geçtikçe, mevsimler rengini soldurdu, yağmur çamur yağdı, yıprandı. Artık ilk günkü gibi görünmüyor. Hala güzel evet, sadece ilk günkü gibi değil. Bu kullanılmışlık, bu eski görüntü ona bir karakter bile veriyor üstelik. Biraz kullanılmış olması onu daha konforlu ve biraz daha yıpranmaya alışkın hale getiriyor. İşte evlilik de bu. Botları asla ilk günkü gibi sevmeyeceksiniz belki ama onu kusurları arttıkça, daha fazla sevmenin yollarını bulacaksınız, kusurları da ona çok yakışacak. Kimse, o ilk bakışma anında hissettiği o duygu yoğunluğunu uzun yılların sonunda eşine yeniden hissedemez belki, ama o yıllar size yeri asla başka bir şeyle doldurulamayacak bir duygu yoğunluğu katacak. Daha köklü ve daha sade bir duygu.

Çocuklar eşten önce gelmeli çünkü onların bize ihtiyacı var
Peki yıllar geçtiğinde ve çocuklar gittiğine ne olacak? Sizi bile güç bela arayabilecek kadar meşgul bir iş yaşantıları olursa mesela? Evet, çocukların size hep çok ihtiyacı var. Evet, harika bir anne baba olmalı ve ne zaman ihtiyaçları olsa yanlarında olmalısınız. Ama bu çocuklarınızın ihtiyaçlarıyla sizin evliliğinizden beklentilerinizi yer değiştirmeniz ve evliliği komple görmezden gelebileceğiniz anlamına gelmiyor. Unutmayın ki siz birbirinize çocuklardan bile çok önce evet dediniz. Çocuklar evliliği beslemiyorsa, aranızdaki ilişkiyi güçlendiremiyorsa, çocuklar ortadan kaybolduğunda geriye pek evlilik de kalmayacaktır. Evet belki çocuklardan ayrılıp da karı-koca zaman geçirmek çok zor bir yerden sonra ama belki de evliliğiniz için yapabileceğiniz en önemli şey.

Evlilik, düpedüz iş!
Evliliği yürütmek isteyen insanlar için çaba önemli bir şey evet ama evlilik kendisi iş gibi değil. Evlilik bir bağlılık yemini, eğer bağlılığın iş olduğunu düşünüyorsanız o zaman belki öyledir. Yine de, bağlılık denilen şeyi en az evlilik kadar talep eden çok fazla şey var, hobiler, spor, meslek, bilgisayar oyunları… Hemen hemen her yetenek grubu biraz da olsa bağlılık istiyor mesela. Salsa yapmayı öğrenmeye çalıştığınız zamanlarda da her şey güllük gülistanlık değildi. Yani, en çok istenilen, en çok arzu edilen şey gibi, ne kadar koyarsanız o kadar alırsınız. Bunları yaparken de çabalamış gibi hissetmemişsinizdir, sadece yaparsınız, o kadar.

Sorunlu bir evliliği çocuklar kurtarabilir
Şimdi bu konuda dürüst olalım. Çocuklar evin neşesi, hele bebekler şahane yaratıklar, doğru. Ama bir o kadar da stresli değil mi çocuk sahibi olmak. Anne babalık dediğiniz, fiziksel, duygusal, mental, her açıdan yorucu. Böyle yorucu bir şeyin hali hazırda sorunlu olan bir şeyi kurtarmasını beklemek de çok üzücü olur. Yani bir evlilik kurtarıcısı arıyorsanız, danışmanlık desteği almak daha yerinde, bebek yapmak kurtarmayabilir.

Evliliğin en güzel yılları ilk yıllarıdır
Bunun aslında doğru olduğunu düşünebilirsiniz, ama zaman ilerledikçe bunun da pek öyle olmadığını anlıyor insan. Evliliğin ilk yıllarında insanlar birbirleriyle nasıl iletişim kuracaklarını öğrenirler, hatalı hareketlerini törpülemeyi, birbirini olduğu gibi kabul etmeyi öğrenirler. İlk yıllar olmasa insanlar birbirlerini bu kadar iyi anlamayabilirler. Bir de bu kadar yılın sonunda dönün bakın arkaya, sanki hala liseli gibi, flört gibi, ay!

Evlilik yarı yarıya kendinden vazgeçmektir.
Yanlış. Evlilik tamamen kendinden vazgeçmektir. Bu yüzden genelde adil olmayan bir şeyler varmış gibi hissederiz. Eşit olmak zorunda değildir çünkü; bazen siz daha çok verirsiniz, bazen de o. Bazen bu durum dengelenir ama çok uzun sürmeyebilir bu denge. Biriyle bir arada olmak ve hayatı paylaşmak demek, tamamen fedakarlık ister. Bu böyle olmasa, zaten bağlılık denilen şey de anlamını yitirir.

Evlilik sıkıcıdır.
Bunu da yaratırsak bizler yaratırız. Hayatta sıkıcı dediğimiz her şeyde olduğu gibi. Evlilikte belki ilk “bal ayı” denilen ilk zamanlar geçtikten sonrası hafiften bir rutinleşme durumu söz konusu olabilir. Olacaktır da zaten. Ama en iyi zaman da belki bir 10 seneyi devirdikten sonrasıdır. O insanla nasıl eğleneceğinizi, nasıl güleceğinizi ve nasıl zaman geçirebileceğinizi öğrenirsiniz. Hala tartışır ama kavga etmezsiniz. Sorunlar büyümez, tam tersine küçülebilsinler diye iki taraf da olanca çabayı gösterir.

İki insanın birlikte upuzun bir hayat geçirmesi demek, çok sağlam bir bağ demek. Birlikte zaman, gözyaşı, emek harcamak demek. Bir şeyleri vermenin karşılığında bunları da almak demek. Her zaman istediğiniz ölçülerde olmayabilir bu ama olur yine de. Hayatta her şey bakış açınız üzerine ne de olsa. Eğer siz o şeyin sıkıcı olduğunu düşünüyorsanız, o şey sıkıcıdır. Ve evet, eğer sizin için çöpü kimin atması gerektiği çok önemliyse, bunun kavgası da büyük bir kavga olur. Ama küçültmek isterseniz, ancak eğlenceli bir anı olur.

Hiç yorum yok

Diyet | Kadınca | İlişkiler | Spor | Sağlık | Güzellik | Yaşam | Moda | Cinsel Sağlık | Haber | Evlilik
Önizleme